orda pek kimseyi tanımadığımdan, tanıdıklarım da şu an orada bulunmadığından kuzeni de sürüklemiştim peşimden... zevklerimiz pek uymaz ama maksat insan olsun yanımda...
götürdüm bunu kumsala... oturduk kuma o sigarasını ben biramı içiyorum... 10 dakikada bir de polis geçiyor önümüzden, eskiden hiç böyle değildi, votka bile içmişliğim var bu kumsalda...
iki kız otel duvarının dibine oturmuş muhabbet ediyoruz, etrafta kalabalık gruplar ve bir kaç sevgili var...
önümüzden üç kişilik bir erkek grubu geçiyordu... biri baktı baktı, duraksadı:
- tanışıyor muyuz?
- hiç sanmıyorum
- tanışalım mı?
- yok saol...
çok da kibarım di mi... ama soranı değil de içlerinden birini tanıyordum sanki, kesin bir yerde görmüşündür gezerken... sonra bunlar biraz ileride durdular, bir süre aralarında konuştular, tetikteyim ben paso bunları izliyorum... bizimle konuşan koptu aralarından bize doğru geliyor, elinde sigara, belli ateş isteyecek, klasik numara... dedim kuzene, ateş istemeye geliyor hazır ol... dediğim gibi ateş istedi, ama kuzen beklemediğim derecede suratsız davranıyor, hiç öyle görmemiştim onu... absürd kişilerle gereğinden fazla samimidir aslında... bir kaç şey söyledi çocuk, umduğunu bulamadı gitti... hafif peltek konuşuyordu...
sonra düşündüm... bütün tatil kuzenle geçmez, yeni insanlarla tanışalım da değişiklik olsun... maksat eğlenmek, vakit geçirmek...
onlarda hala orada dikiliyorlar bu arada... en son aralarından benim bir yerden tanıdığımı düşündüğüm çocuğu seçip gönderdiler... kibar kibar bir şeyler söyledi... ben de gelin oturun dedim... bakalım neyin nesiymişler...
peltek; bulgaristan'da okuyormuş, sekiz yıldır yazları buradalarmış, bir sürü arkdaşı varmış burda, bügün yeni gelmiş, geldiğinden kimsenin haberi yokmuş falan filan... ya benimle yaşıt ya da bir yaş küçük, tam tespit edemedim... muhabbeti yürüten arkadaş buydu, ama gerçekten iğrenç konuşuyor, biraz kendini beğenmiş, normalde severim ukala insanları ama bunda beğenecek bir yön bulamadığımdan heralde, tiksindim...
pelteğin kuzeni; pek muhabbete katılmadı, azerbaycan'da okuyormuş o da, ailecek yurtdışında okuyolar anlaşılan, esmer, tombik, biraz da sıkkındı, en az o konuştuğundn en çok onu sevdim, gerçi bir daha görmedim onu...
bir yerden tanıdığımı düşündüğüm çocuk; aynı şehirde oturuyormuşuz, kesin bir yerlerde görmüşümdür, lise son öğrencisi, okulundan birini sordum, çıkartamadı... sivilceli, şeker bir şey, aynı okulda okusaydık tutma kardeşim olabilirdi, sessiz, oturaklı bir tavrı vardı... yine de kuzene yavşamadı değil... ama sevdim onu, burda bir yerlerde karşılaşırsam durdururum onu...
muhabbet pek hoşuma gitmese de, telefonumu verdim pelteğe... canımız sıkılırsa ararız... ona verdiğim hattı pek kullanmıyorum zaten...
o günden sonra bir kere daha buluştuk bunlarla... beleşe iki bira içtim, pelteğin amcası sağ olsun, ama kendisi istedi bunu, en az otuz bira parası çıktı heralde o akşam adamın cebinden, sayemde... benim bir yerden tanıdığımı düşündüğüm çocukla kuzen de bir sahil yürüyüşü yapmışlar, ben gaz verdim kuzene, "serhat" adında birini ağzından düşürmüyordu normalde, çok şıp sevdidir kendisi... ama sevgililerinin hiçbiri işe yaramaz...
kuzen tüm bu olaylar boyunca soğuk ve ters bir tavır içerisindeydi... normalde benden fazla konuşur kendisi, ee o böyle olunca ben de gereğinden fazla konuştum durumu kurtarmak için... istemiyorum dese tamam, ikinci görüşmeyi o istedi yoksa benim hoşuma gitmemişlerdi, kendi istedi aramamı...
ne kadar yeni tanıştığım insanlara karşı böyle oluyorum dese de... bu onun erkekleri tavlama taktiği, böyle ters davranarak dikkat çekiyor... ters davranırken yapmacık olduğu çok belli zaten... ehh!! işe yaramadığı söylenemez, o işe yaramaz tipleri böyle kafalıyormuş demek ki... zaten kızın ilişki tarzını hiç sevmiyorum... ya aslında ben bu kızı sevmiyorum, niye beraber tatile çıktık ki...
bir daha hiç aramadım onları zaten kuzen de gitti... ama peltekle son karşılaşmamdan çok memnunum, o an iyiki tanışmışım bu çocukla dedim, bir işe yaradı... kendimi sevgililerinin paralarını yiyen kötü kızlar gibi hissediyorum, resmen kullandım çocuğu... zeytinli rock fest'in ikinci günüydü... akçayda geçirmiştik o günü, akşam saat 9 gibi, konser alanına giden bütün minibüsler tıka basa dolu... önceki duraklara doğru yürüyoruz bir yandan, beş kızız... birden yolun karşısında pelteği gördüm, durdum, yolun bu tarafına geçmesini bekledim... hiç aramadın o günden sonra, unuttun bizi falan fişman... otubüs geldi gidiyom ben, dedim... araba var bırakayım istersen, dedi... fena fikir değildi de otobüse yöneldik... otobüste yer yoktu yine...
döndüm geri seslendim pelteğe, "götürcek misin bizi?". 6 kişi arabaya sıkıştık, gittik, kötü kullanıyor ya da fazla heyecanlandı, insan kalabalığına girmeden şurda inelim dedim, indik... iyi oldu, görüşürüz mörüşürüz sözleri verdim ama ondaki hattım yanımda bile değil aslında... gerçi sonra buldu bizi konser alanında... red bull çadırı: connected people
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder