dolu dolu geçiyor günlerim, pek vakit bulamıyorum açıkçası yazmaya... açıklanan ilk vizeden 57 almışım, sınıf ortalaması 56,86.
hayallerimdeki çocuğu buldum bir de... çok eğleniyorum onunla... o bağlandı, ben hala bağlanamadım... geçmişinin izlerini siliyorum, yavaş yavaş ve farkettirmeden... sen beni hiçbir zaman, benim seni sevdiğim kadar sevemeyeceksin, diyor bana... umarım öyle olur...
arkadaşlıklar zorlaşıyormuş gerçekten büyüdükçe... iki ay içinde üç farklı oda arkadaşım oldu... sanırım odaya fazla uğramadığımdan iletişim kopukluğu yaşıyoruz... eskiden kalma bir kaç arkadaşım olduğundan pek zorluk yaşamadım üniversiteye alışma konusunda, ama kendi hayatımı ayırmalıydım bir şekilde onlardan, ayırdım da... ama geçende farkettim de, öyle oturup derdimi anlatabileceğim kadar güvendiğim insan yok henüz etrafımda...
bir de, karşısındaki insanın bakışından ya da ettiği üç kelimelik cümleden neyin nesi olduğunu anladığını düşünen öyle çok insan varmış ki... bir insanı tanımak öyle kolay mı, fazla ön yargılılar... yok canım! ben insanları tanımak için zamana ihtiyaç duyanlardanım...
cumartesi günü eve dönüyorum... babamla aram yine bozuk bu aralar... bana olan güvenini sıfıra indirmişim... neysee... emeklilik sendromu bunlar diye geçiştirip, kafama takmıyorum... iyi ki annem var da dengeliyor durumu...
eve dönüyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder